İSKOÇYA

3 kelimeyle İskoçya: Enfes, Serin, Mutlu

İskoçya’ya niye gidilir ?

Ortaçağ kentlerinde yaşamış olmak için, Highland tecrübesi yaşamak için, viskinin izinde gitmek için, hayatından mutlu/memnun insanları görmek için, ekoseli(İskoç desenli) kaşmir atkı almak için…

İskoçya’ya kaç günlük gezi idealdir/hava durumu nasıldır ?

DSC_0147Edinburgh için minimum 2 gün, Highland turu da yapmak isterseniz 1 gün daha uzatın. Glasgow, beni çok heyecanlandırmadı Edinburgh’dan sonra, o yüzden bana sorarsanız 1 gün yeterli olur. Ocak ayında gittiğimiz için feci bir soğuk karşıladı bizi orada; açıkçası bahar aylarında giderseniz daha rahat gezebilirsiniz ama unutmamak lazım İskoçya genel olarak serin. Highland turuna mevsim ayırt etmeksizin katılabilirsiniz; her mevsim başka güzellikler ortaya çıkıyor.

Sen olsan İskoçya’ya nasıl gidersin ?

Başkent Edinburgh’a THY’nin İstanbul’dan direkt uçuşları bulunmakta. Daha fazla işinize yarayacak bir bilgi de, Birleşik Krallık içi ulaşım bence. Nitekim, İskoçya’ya İngiltere’den seyahat edenler de Türkiye’den gidenler kadar çok. Bu noktada,  Birleşik Krallık içinde hızlı ve uygun fiyatlı olarak ulaşımınızı sağlamak için Easyjet’i tercih etmelisiniz. Aslında Edinburgh ve diğer İskoç şehirlerine Londra’dan otobüs ve trenle ulaşım bulunuyor, fakat dediğim gibi Easyjet varken diğer opsiyonları düşünmeye bile gerek yok. İskoçya’ya uçak biletlerini önceden aldığınız takdirde 10-20 pound civarı tutuyor ve trenden daha bile ucuza gelebiliyor. Havaalanı ve şehir arası (Edinburgh ve Glasgow için) ulaşım ise shuttle servislerle (Edinburgh için: lothianbuses.com) yaklaşık 45dk sürüyor ve ücreti 5 pound civarında.

 İskoçya’da gezilecek nereler var ?

Edinburgh’yu yürüyerek bir kaç günde keşfedebilirsiniz. Edinburgh Kalesi etrafında kurulmuş, daha doğrusu korunmuş olan Edinburgh fevkalade zevkli ve farklı bir Avrupa şehri. Kendine özgü yönleriyle her an karşınıza ne çıkacağını bilmeden yürüyorsunuz. Arnavut kaldırımlı sokakları, rengarenk mağazaları, gayda çalan kiltli sokak sanatçıları, ekoseli otobüs koltukları ve daha bir çok sürprizle dolu bir şehir Edinburgh.

map_of_edinburghDiğer Avrupa şehirleri gibi şehir eski ve yeni bölgelerine göre ayrılmış. Edinburgh’yu gezmeye gelenler eski şehri tercih ediyorlar tabiki de. Edinburgh’da başlıca bir kaç cadde var bilmeniz gereken. Edinburgh Kalesi’nde başlayıp Holyroodhouse Sarayı’nda biten Royal Mile, nam-ı diğer Kraliyet Yolu. Şehri, Edinburgh Kalesi ve Holyroodhouse’u feyz alarak anlatırsam daha anlaşılır olur.

Edinburgh Kalesi’nin yamacının bir tarafında Grassmarket diğer tarafında da Princes St. yer alıyor. Edinburgh Kalesi ile Princes St. arasında da İskoç Ulusal Müzesi (National Gallery of Scotland) bulunuyor. Grassmarket, yerel restoran ve pubların olduğu küçük bir meydan. Royal Mile üzerinden gelirken Victoria St.’i kullanarak inmenizi tavsiye ederim Grassmarket’a. Renkli vitrinleriyle ve dönemeçli yoluyla Victoria St.’i kesinlike çok seveceksiniz; şehirde yürümesi en keyifli yollardan biri. Prince St. ise şehrin alışveriş caddesi olarak biliniyor. Ayrıca, Royal Mile üzerinde de İskoç ürünlerinin satıldığı bir çok mağaza yer alıyor. Heyecanlanıp ilk mağazadan herşeyi almaya kalkmayın, çok fazla ürün seçeneği var ve dükkanlar arasında fiyatlar fark edebiliyor.

DSC_0212Edinburgh Kalesi’nin girişine gelmeden 40-50 metre yakınında St.Giles Katedrali ve Scotch Whisky Experience (İskoç Viskisi Deneyim Müzesi) yer alıyor. Royal Mile’ın baş tarafında yer alan bu iki adrese uğramalısınız kesinlikle. Whisky Experience’da hem viskinin nası üretildiğini öğreniyorsunuz hem de İskoçya’da yer alan 4 ana viski üretim bölgesinin(Islay, Speyside, Lowland, Highland) viskilerini deneme şansı buluyorsunuz küçük bir eğitim eşliğinde. Başka bir yerde göremeyeceğiniz kadar fazla çeşit ve şişenin bulunduğu bir odada son buluyor tur. Sonrasında isterseniz mağazadan viski alabiliyorsunuz; hem de biletle beraber bir indirim de oluyor.

Bölge bölge farklı isimlendirilen Royal Mile; CastleHill, Lawnmarket, High St., Canongate’i içine alıyor. Cadde üzerinde yürürken bunları fark bile etmeyebilirsiniz açıkçası. High St. kısmında yer alan Çocukluk Çağı Müzesi’ni (Childhood Museum) de ücretsiz olarak gezebilirsiniz eğer eski oyuncakları, çizgi film kahramanlarını hatırlatmak isterseniz kendinize. Çocukluk Çağı Müzesi’nden yokuş aşağı yürümeye devam ederseniz önce İskoç Parlamento Binası’na sonra da Holyroodhouse Sarayı’nın girişine ulaşırsınız. Saray alanına girmeden sağa doğru devam ederseniz de Holyrood Park’ı tüm heybetiyle sizi karşılar. İskoç Parlamentosu’nun ve Holyrood Parkı’nın kesiştiği yerdeki meydan, özgün mimarisiyle modern İskoçya’yı çok iyi anlatıyor. 1.2 kilometrelik Royal Mile ve etrafındaki yerlere gittiğinizde Edinburgh şehrinin büyük bir kısmını bitirmişiniz demektir.

loch-ness-highlands-tour-mapbgEdinburgh’a gitmişken en azından bir gününüzü ayırıp Highland turuna da katılmalısınız. Sonuçta, İskoçya denince akla ilk gelen görüntüler hep Highland’dir. Bizim katıldığımız tur, sabah 07:30’da başlıyor ve 12 saat sürüyordu. Dolu dolu bir gün geçiriyorsunuz anlayacağınız. Bir çok farklı tur firması arasında Grayline’ı seçtik biz ve kesinlikle memnun kaldık. Turun haritasını göz atarsanız nerelerden geçerek İskoçya’nın kuzeyine çıktığımızı görebilirsiniz. Bu gezi sırasında, Rannoch Moor yani James Bond Skyfall filminin çekildiği bazı bölümler, Fort William, Blair Castle, Pitlochry gibi bir çok enfes manzaralı yerlerden geçerek Loch Ness’e ulaşıyorsunuz. Burada tekneyle göl turu yaptıktan sonra da farklı bir rotada Edinburgh’a dönüş yoluna geçiyorsunuz. Loch Ness’in bir özelliği de bizdeki Van Gölü gibi canavarıyla ünlenmiş olması. Bu arada, loch İskoç dilinde göl demek. Tüm tur boyunca şöförünüz size anlatımlı rehberlik yaparak sıkılmanıza imkan vermiyor; bir de, çaldığı geleneksel İskoçya müzikleri de cabası.

İskoçya’da ne yesem Alper ?

DSC_0109Edinburgh : Biliyorsunuz İngiliz mutfağı pek meşhur değil. İlla yerel olsun diyorsanız İskoçlara özgü bir yemek olan Haggis’i tadabilirsiniz. İş çıkışı publardaki samimi havanın bir parçası olmak isterseniz Royal Mile veya Grassmarket civarındaki pubları tercih edebilirsiniz. Hava güzelse yemek için Grassmarket bölgesi harika bir tercih, hem de restoran alternatifi bol. Açık havada ve tarihi meydana bakarak yemeğinizin keyfini çıkarmak bu şehirde yapabileceğiniz en keyifli aktivitelerden. Unutmadan Edinburgh’un en meşhur adreslerinden biri J.K. Rowling’in Harry Potter’ı yazdığı kafe olarak ünlenen Elephant House. Harry Potter sever turistler zaman zaman akın etse de içerisi çok sakin ve keyifli. Edebi özelliğinin yanında gerçekten farklı bir atmosferi olan bir kafe.

Küçük bir not : Daha garantici olanlar için İngiltere genelindeki zincir restoranların çoğunu burada da bulmak mümkün (Nandos, Hard Rock Cafe gibi).

Blogda bahsettiğim Edinburgh mekanlarını haritada görmek için aşağıdaki haritayı kullanabilirsiniz. Mavi, alışveriş yerleriniyeşil, restoran/hızlı atıştırmalık/kahveci/barlarıkırmızı, turistik yerler/müzeleri göstermektedir.

Edinburgh haritası, düzenli olarak güncellendiği için harita görüntülenirken anlık gecikmeler yaşanabilir, lütfen sayfayı  yeniden yükleyiniz.

Glasgow : Glasgow’a fazla zaman ayıramadığım için Edinburgh kadar detaylı araştırmamıştım. Zira Glasgow, Edinburgh kadar heyecanlandırmadı da. Bu yüzden, en garantisi olur diyerek  Tripadvisor’dan yüzlerce olumlu yorum alan Glasgow şehrinin en iyi restoranı olarak gösterilen Black Sheep Bistro’yu tercih ettik. Merkeze biraz uzak, çok sempatik iki kadın tarafından işletilen bir yer. Yemekler iyiydi fakat öyle beğenildiği kadar yokmuş dedik. Tripadvisor’daki liste başlarına bile soru işaretiyle yaklaşmama sebep oldu bu deneyim.

İskoçya’da konaklamayı nerede yapsak ?

Edinburgh’da konaklamak için Edinburgh Kalesi ve Grassmarket çevresini tercih edebilirsiniz. Merkezi ve her türlü bütçeye uygun otel seçenekleri bulabileceğiniz bu çevrede biz Point Otel’de kalmıştık. Farklı dış mimarisiyle dikkat çeken bu otelin odaları sıcak gelmese de, otel personeli ve hizmetiyle bu açığı kapattılar. Highland turumuza lobidekilerin yardımı oldu. Açıkçası Edinburgh’taki kalacağınız odanızın penceresinden Kale’yi görüyorsanız iyi bir odada kalıyorsunuz demektir.

Glasgow’da ise tek gecelik konaklamaları için kesinlikle kalmanızı tavsiye edeceğim bir otel var. Konsept açısından geleceğin otelleri olarak gördüğüm bu otel, tam olarak gezginler için dizayn edilmiş. Konaklamanın dışında farklı bir deneyim için bu fırsatı kaçırmayın çünkü sadece Londra, Amsterdam ve Glasgow’da bulunuyor. Otel girişinde başlıyor farklılık. Lobi diye bir şey yok, otele kendiniz giriş yapıyorsunuz ekranlardan ve oradaki görevliler kendi odanızın kartını çıkartırken sadece takıldığınız yerlerde yardımcı oluyorlar. Giriş katında keyifli vakit geçirmeniz için dizayn edilmiş harika bir alan var: soğuk bir otel lobisinden çok keyifli bir oturma odası gibi. Odaları ise küçük ama bir o kadar da ferah. Oda demişken, televizyondan ışığa her şeyi bir kumandayla kontrol edebiliyorsunuz. Ne gerek var demeyin; kumandadan size o an hitap eden modu seçiyorsunuz ve modunuza uygun bir müzik playlist ve ışık tercihi belirliyor sistem – bu otelde herşey sizi daha mutlu etmek ve eğlendirmek için var. Tüm bunların yanında ücretinin de diğer otellerle benzer olması citizenM’i tercih etmenizi sağlayacaktır.

Özellikle alınacak bir şey var mı peki ?

DSC_0552– Bilimum İskoç desenli ürünler (atkı, battaniye, kravat, kilt), Viski ve eşlik edecek özgün Celtic desenli matara, İskoç kurabiyesi(shortbread) alabilirsiniz. İskoçya kıyafetlerini görüp de ilgisini çekmeyen yoktur.

– Edinburgh Kalesi’nin çıkışında yer alan Tartan Weaving Mill&Exhibition’da İskoç desenleri ve ürünlerin üretimine tanık olabilirsiniz. Çok çeşitli renk ve desenlerde bulunan, ekose şeklindeki İskoç desenleri aslında farklı bölgelerde yaşayan aileleri temsil ediyor. Siz de isterseniz, Tartan Müzesi’nde bir kaç bin pound karşılığında kendi aile deseninizi yaratabilirsiniz.

Tüm bunlar iyi güzel de fiyatlar nasıl ?

– Fiyatları Birleşik Krallık içinde değerlendirirsek İskoçya İngiltere’ye göre daha uygun fakat Türkiye’ye kıyasla tabi ki pahalı.

– Fiyatlar demişken bir hatırlatma da İskoç parasıyla alakalı. Her ne kadar pound olsa da bu paranın İskoçya dışında pek geçerliliği yok. İskoçya’dan çıkarken bu paraları harcadığınıza emin olun.

Vaktim var, etrafta daha nereleri görebilirim  ?

Highland turlarına kesinlikle katılın. Bence opsiyonel bile değil: İskoçya’ya gelen herkesin Highland’leri görmesi gerekli.

Son bir kaç tüyo:

– Otobüs şöföründen, kahvecisine kadar herkesin bu kadar güler yüzlü ve hoş sohbet olduğu bir şehir bulmak zor. Keyfini çıkarın.

İngiliz aksanı yeterince zorlayıcı değilmiş gibi Edinburdgh’da bir de İskoç aksanına maruz kalacaksınız. Hatta havaalanına ilk indiğinizde etrafta konuşulanları duyunca yadırgayabilirsiniz.

Edinburgh’da yollar engebeli ve yokuşlu, yürüyüş için yanınıza rahat ayakkabı almayı unutmayın.

–  İskoçya’dan kaşmir ürün alırken dikkatli olun. Ürünün İskoçya’da üretildiğine emin olmak için ‘Made in Scotland’ yazısını kesinlikle arayın. Daha net bir tavsiye isterseniz de, Johnstons markasının kaşmir ürünlerini tercih edebilirsiniz. Burberry ve Chanel gibi dünya moda devlerinin de ekoseli kaşmir ürünlerini 350 yıllık bu firmaya ürettirdiğini söylemek yeterli olur sanırım.