LONDRA

3 kelimeyle Londra: Metropol, Sanatsal, Tarihi

Londra’ya niye gidilir ?

Tarih kokan bir şehirde gezmek için, İngiliz aksanını duymak için, pub keyfi yapmak için, saatlerce müze gezmek için, beş çayı keyfi için, parkların önemini anlamak  için,

london from london eye

Kaç günlük gezi idealdir/hava durumu nasıldır ?

Londra’yı genel hatlarıyla gezmek için minimum 4-5 gün gerekiyor.  Nisan-Mayıs aylarında gitmenizi tavsiye ederim. Londra’nın meşhur parklarının tadını çıkarmak ve yağmurdan en az derecede etkilenmek için bu ayları tercih edebilirsiniz. En güzel vakit bana göre Nisan’ın ilk haftaları fakat bu tarihlere denk gelen Paskalya kalabalığını da göz önünde bulundurmak lazım.

Londra’da gezilecek nereler var ?

Londra için bu soruyu gezilmeyecek nerelere var diye çevirsek daha bile doğru olabilir. Şehrin her yanı tarih, sanat, eğlence, kültürden geçilmiyor desek yanlış olmaz hatta. Önem sırasına göre müze, galeri, cadde, bölge vb. gitmeniz gereken tüm yerleri püf noktalarıyla sıraladım.

Blogda bahsettiğim Londra mekanlarını aşağıdaki haritada görebilirsiniz. Mavi, alışveriş yerleriniyeşil, restoran/hızlı atıştırmalık/kahveci/publarıkırmızı, turistik yerler/müzeleri göstermektedir.

Londra haritası, düzenli olarak güncellendiği için harita görüntülenirken anlık gecikmeler yaşanabilir, sayfayı yeniden yükleyiniz.

Müzeler:

museum londonTüm disiplinlerden, farklı eserlerin bulunduğu müzeleriyle ünlü Londra’da benim en keyif aldığım müzeler sırasıyla: British Museum, tek bir müzeye gidecekseniz tercihiniz bu müze olsun – insanlık tarihine dair en temel eserler burada (Türkiye’den de birçok değerli eser var); National Gallery, Van Gogh, Michelangelo, Da Vinci, Monet gibi dünyaca ünlü ressamların tablolarını bir arada görme şansı; Science Museum, bu interaktif bilim müzesinde uzaydan günlük hayattaki olayların bilimsel içeriğine kadar her şeyi öğrenme ve deneyimleme şansı bulabiliyorsunuz, özellikle çocuğunuz varsa kesinlikle gidin derim; Natural History Museum, Science Museum’un hemen yanında, dünyanın oluşum sürecine ve doğal hayata dair her şey burada; Victoria&Albert Müzesi, moda, sinema, müzik gibi alanlarda dünyaca ünlü sergilerin yanı sıra sürekli koleksiyonları da (moda ve takı özellikle) etkileyici, yazın gidiyorsanız bahçesinde kahve içmeyi unutmayın; Tate Modern Müzesi, modern sanatın en başarılı temsilcilerinin özel sergileri – düzenli takip edilmeli. Müzelerin çoğunun ücretsiz olduğunu da hatırlatmak isterim. Şehirde yürürken, özellikle British Museum etrafındaki sokaklardaysanız, Charles Darwin vb. ünlü bilim adamlarının da bir zamanlar buralarda yürüdüğünü, kimin hangi binada hangi tarihlerde yaşadığını, mavi yuvarlak bilgilendirici tabelalardan göreceksiniz.

Turistik atraksiyonlar:

Londra’da görmeniz gereken başlıca yerler; Big Ben, Houses of Parliament, Westminister Abbey, Tower of London, London Bridge, Piccadily Circus, Trafalgar Square, Buckingham Palace, London Eye veya yeni alternatifi Shard Gözlemevi, Aquarium, Borough Market.

Parklar:

parkHyde Park Londra’nın dünyaca ünlü parkı, bu uçsuz bucaksız parkı gezerken etkilenmemek elde değil. Kişisel tavsiyelerim parkın içindeki Serpentine Kitchen’da göl kenarında oturmak (kuğu ve sincapları da besleyin) ve pazarları parkın Marble Arch kapısında bulunan Speakers Corner platformunda yoldan geçen insanların özgür düşüncelerini topluluk önünde paylaşmalarını dinlemek. Hyde Park’ın en önemli özelliği her mevsim farklı keyifli olması; hava soğuk olsa da gitmekten çekinmeyin. Regents Park; bu parkın keyfi sadece baharda çıkıyor hele de Nisan-Mayıs aylarında cherry blossom ağaçları çiçek verince. Özellikle Avenue Gardens huzur verici (Great Portland Str. Metrosunun yanındaki Pret-a-Manger’den sandviçinizi alıp parkta keyif yapabilirsiniz). Green Park/St.James Park, burası en merkezi park, yürüyerek Buckingham Palace’a çıkabilirsiniz. Primrose Hill, diğer üç parkın aksine burası pek turistik bir park değil, daha çok civarda yaşayan insanlar geliyor, bol bol pusetli anne ve sporcular görmek mümkün. Tepeye çıkınca güzel bir Londra manzarası sizi bekliyor, yakınında bulunan Greenberries Cafe’yi de tavsiye ederim; bohem sanatçılarla bebekli anneleri birleştiren sakin bir ortam. Primrose Hill civarında kahve içilecek sevimli bir çok mekan var.

Kültürel Aktiviteler:

Chelsea, Arsenal, Tottenham gibi Londra takımların maçlarını stadyumda veya pubda izleyerek İngilizlerin bu heyecanına ortak olun.

– Thames kenarında bulunan açık hava Shakespeare’s Globe‘da yaz aylarında Macbeth, Romeo ve Juliet gibi oyunları izleyebilirsiniz.

– Tiyatro oyunlarını da takip ederseniz, ünlü Hollywood yıldızlarının da oynadığı bazı oyunları izleme şansı yakalayabilirsiniz. Örneğin, Misanthrope’da Keira Knightley’I izlemiştim.

– Herkesin sevebileceği bir müzikal alternatifi var Londra’da. Ben Mamma Mia’yı izledim, etkileyiciydi. Lion King (Aslan Kral), Les Miserables (Sefiller) ve Phantom of the Opera (Operadaki Hayalet) öne çıkan oyunlar.

– Çocuklar için de London Zoo iyi bir aktivite.

Alışveriş:

Ana alışveriş bölgeleri Oxford Street, Knightsbridge ve Covent Garden. Oxford Street alışveriş için birebir, değişik markalar ve farklı fiyatlarda ürünler bulmak mümkün. Haftasonları inanılmaz kalabalık oluyor imkanınız varsa kesinlikle haftaiçi gidin. Primark, Uniqlo, River Island, Topshop (Topshop diyip geçmeyin – çok çok büyük), Urban Outfitters  en fazla tercih edilen markalar. Mağazalar Oxford Street’in başından Marble Arch’a kadar uzanıyor (Hyde Park’ın bir ucuna denk geliyor). Knightsbridge daha çok lüks markaların bulunduğu bir bölge. Harrods ve Harvey Nichols en meşhur iki alışveriş noktası. Lüks alışveriş için ayrıca Bond Street civarında bulunan Selfridges de bir alternatif. Cos farklı bulabileceğiniz bir mağaza  – hem erkekler hem de kadınlar için tarz giysiler var. Covent Garden en neşeli alışveriş bölgesi. Çocuklar için Build-a-Bear ve Disney dükkanları tavsiye edilir. Bir de Regent Street’deki Hamleys Londra’nın en büyük ve en eski oyuncakçısı. Portobello Market civarında da haftasonu kurulan pazarın yanı sıra küçük değişik dükkanlar bulmak mümkün. Daha da alternatif ürünler arıyorsanız Camden Market da bir opsiyon.

Bölgeler:

Shoreditch: Londra’nın son yıllarda popülerleşen artistik bölgesi – bizdeki Cihangir gibi düşünün. Küçük sanat galerileri, ikinci el dükkanları, alternatif butikleri ve gizli eğlence mekanları ile kendine özgün bir bölge. Beigel Bake yerellerin tercihi bir bagelcı, bu salaş dükkandakı agresif çalışanları kafanıza takmayın, bagellar denemeye değer.

portobelloPortobello/Notting Hill Gate: Hafta sonu kurulan antik pazarı bu bölgeyi ünlendiren etmen. Onun dışında vintage takı dükkanları, küçük butikleri ile gezmesi keyifli bir yer. Yeme içme adına da bir çok değişik yer var. Hummingbird Bakery (Londra’nın en meşhur cupcake dükkanı), Charlie’s (kahvaltı), Gail’s  ve Ottolenghi (salatalar, kişler, çorbalar, sandviçler – modern günlük mutfak), Electric Brasserie (Amerikan mutfağı) ve Portobello Star Pub öne çıkanlar.  Beach Blanket Babylon’da kokteyl ve 212’de akşamüstü kahvesi de biraz daha havalı opsiyonlar.

Covent Garden: Tam bir turistik alan. Her daim kalabalık. Her köşede farklı bir sokak sanatçısı var. Covent Garden Piazza bu bölgenin merkezi. Neal Street’e doğru mağazalar devam ediyor. Bir çok restoran ve pub var bu bölgede. Kişisel tavsiyelerim Jamie’s ve Belgo. Alternatif olarak hafta sonu kurulan Covent Garden Market taze çiçek ve meyve sebze gibi ihtiyaçların giderildiği bir alan ve ilginizi çekerse London Transport Museum’ı da gezebilirsiniz.

Embankment: Thames kenarı bu bölge Hyde Park’a alternatif bir spor alanı, sabah akşam bu şeritte koşanları görmek mümkün. Spor bana göre değil diyorsanız yemek sonrası bir yürüyüş için de gayet keyifli bir rota. Gitmişken Gordon’s Wine Bar’a da uğrayın derim.

Ulaşım nasıl, gelişmiş mi, pahalı mı ?

genelLondra ve ulaşım. Londra’nın ulaşım araçlarının hepsi ayrı bir meşhur: ‘Mind the Gap’ yazılı metroları, siyah taksileri, çift katlı kırmızı otobüsleri… Vaktiniz kısıtlıysa metro hattını iyi çalışın. Diğer türlü, şehir içinde çift katlı otobüslerle seyahat etmek kesinlikle daha keyifli, şehri tanımanız açısından yararlı ve daha ucuz. Metro ve otobüs için Oyster Card edinin. Metro duraklarından, gazete/dergi bayilerinden alarak yükleme yapabilirsiniz. Londra’da bulunacağınız süreye göre günlük veya haftalık paketleri tercih edebilirsiniz. Londra’da tek geçiş bilet Oyster ile geçmenin iki katına geliyor.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşımı da, metro veya hızlı trenler ile kolaylıkla sağlayabilirsiniz. Ayrıca, merkezi yerlere giden(Victoria Station, Baker Street) otobüsler de(coach) bulunuyor. Son bir uyarı, İngilizler metroya ne subway ne de metro diyorlar: tube.

Londra’da ne yesem alper ?

Mutfak mutfak, öğün öğün ayırdım favorilerimi de, zevkinize göre seçip gidebilirsiniz. Beğendiğiniz restoranların çoğunun zincir olduğunu fark ettiğiniz de şaşırabilirsiniz; Londra’da zincir restoranların kalitesi alışılmışın biraz daha üstünde.

Kahvaltı: Portobello’daki Charlie’s (kilise bahçesinde şirin bir cafe – başında duran aksi yaşlı adama aldırmayın)

Gail’s ve Patisserie Valerie kahvaltı için en başarılı iki zincir

Wolseley, diğerlerine göre daha pahalı bir alternatif ama tam bir geleneksel İngiliz kahvaltısı (yer bulmak çok zor, önceden yer ayırtın)

Pub: Holborn’da Princess Louise, farklı oturma düzeni ve bira çeşitliliği ile ilginizi çekecek.

Embankment metrosunun hemen çıkışında yer alan Gordon’s şarap evi, hem farklı bir atmosfere sahip hem de 1890 yılındaki kuruluşuyla Londra’daki en eski şarap evi. Mahzen benzeri kapalı alanı dışında bahçesi de var. Bahçede, masa bulmak zor olsa da, her zaman başkalarıyla masa paylaşabilirsiniz.

Belgo, pub sınıfına girmese de ortamı ve menü çeşitliliğiyle öne çıkıyor.

Covent Garden’daki Porterhouse da Amerikanvari ortamlı kalabalık bir pub.

İngiltere’ye gelmişken, deneyebileceğiniz değişik tatlar arasında Cider olarak geçen meyveli bira, meyve püresi ile karıştırılan bira ve İngiliz Fuller markasının London Pride adlı birası var.

Unutmadan, İngiltere’de pub, işten çıkışta buluşulan yer olarak görülür. Bu yüzden, hafta içi 5-8 arası en keyifli vakitleridir.

Hızlı atıştırmalık: Eat, Pret a Manger, Apostrophe yoğun iş temposunda İngilizlerin tercihi; siz de gezmekten vakit bulamazsanız sandviç ve çorba paket alabilirsiniz.

Süpermarket zincirlerinden de atıştıracak sandviç, salata, sushi menüleri bulabilirsiniz. Tesco ve Sainsbury daha hesaplı seçenekler sunarken, Waitrose’dan salata, Marks&Spencer Food’da tavuklu sandviç güzel alternatifler olabilir.

kahveiKahveci: Monmouth Coffee, Covent Garden ve Borough Market’da bulunuyor – kahve içmekle kalmayın (cappuccinoları harika) kendi karışım kahvelerini de evde yapmak için alın

Bir çok ünlü kahve zinciri bulunsa da Costa Coffee İngilizlerin tercihi

Şahsen Piccadilly’de kilise avlusunda bulunan Cafe Nero’nun bahçesi bu tarz zincir kahveciler içinde en keyiflisi

La Duree’nin Covent Garden’daki terası dinlenme ve tatlı molası için iyi bir fırsat

Sabah Türk kahvesiz yapamam diyorsanız da Piccadilly’deki Kahve Dünyasına uğrayabilirsiniz

Asya: Soho’da Barshu, Londra’daki Çinlilerin tercih ettiği bir adres

Itsu ve Busaba Eathai en başarılı iki Asya mutfağı zinciri (Busaba’da pad thai tavsiye ederim)

Hare&Tortoise, şubeleri az ama (British Museum’a gitmişken Russell Square’dekine gidebilirsiniz – kuyruk oluyor ama beklemeye değer) uygun fiyatlara taze sushi bulabilirsiniz, kuyruktaki Asyalı öğrenci yoğunluğundan buranın başarısını anlayabilirsiniz

Roka ve Zuma da üst kategorideki en başarılı restoranlar (bir tavsiye: Zuma’da yer bulmak genelde imkansıza yakın – Roka’da ocakbaşı usulü mutfağı izleyerek yemek yediğiniz bar kısmında rezervasyonsuz yer bulmak mümkün olabiliyor). Novikov ve Sushi Samba da yine bu kategoride yükselen yerler.

İtalyan: Strada ve Zizzi, en başarılı İtalyan zincir restoranlarından özellikle pizzaları

Jamie’s ve Cicchetti de iki güzel İtalyan mutfağı alternatifi

Gitmişken lüks olsun, bir iki ünlü göreyim diyorsanız da Cecconi’s ve Scallini özel akşamlar için tercih edilebilir

Türk: Kısa süreli bir tatil için gittiyseniz belki Türk mutfağı cazip bir alternatif olmayabilir ama yine de bir iki tavsiye,

Antepliler, yabancı arkadaşlarınıza kebap-lahmacun tattırmak için tercih edilebilirken ve 19 Numara Boş Cirrik salaş ocakbaşı deneyimi için gidilir.

Ayrıca:

Patty&Bun, hamburgeriyle meşhur olan bu yerin tavuk kanatlarını da denemeden çıkmayın. Tek lokasyon o yüzden kuyruk beklemeye hazır olun. Haftaiçi daha boş.

– Biraz sıraya katlanıp uygun fiyata ıstakoz, pataes ve salata üçlüsünü yemek isterseniz de Burger&Lobster tavsiye edilir.

Nandos, çesit çesit soslar ve tavuklarıyla; Chipotle ise leziz ve doyurucu Meksika mutfağıyla kaçırılmayacak iki zincir.

Bir kaç püf nokta:

– Lüks restoranların öğlen menüleri, akşam gittiğinizde yiyeceğinizin üçte biri fiyatına. Bu yüzden, Gordon Ramsey gibi Michelin yıldızlı aşçıların restoranlarında yeme fırsatı bulabilirsiniz.

– Londra’daki lüks restoranların fiyatları sizi korkutmasın, her zaman bir içki veya kahve içmeye giderek ortamı keyfini çıkarabilirsiniz. Yeme içme sektöründe artık dünyanın merkezi Londra, o yüzden öne çıkan yerleri bir şekilde görmeye çalışın derim.

Özellikle alınacak bir şey var mı peki ?

Kıyafet ve hediye anlamında aradığınız herşeyi Londra’da tabi ki bulabilirsiniz. Güzel bir alternatif Fortnum&Mason’dan farklı aromalarda çay, kahveler ve bisküviler.

Tüm bunlar iyi güzel de fiyatlar nasıl ?

Fiyatlar Türkiye ortalamalarını üstünde. Bu yüzden, Londra’da keyfinizi kaçırmamak için fiyatlarda gördüğünüz pound işaretini TL ile değiştirin. Yoksa, bir suya 2.5tl, McDonalds menüsüne 12tl vermek sizi huzursuz edebilir.

Vaktim var, etrafta daha nereleri görebilirim  ?

Windsor, Cambridge, Oxford ve Bath, Standford-upon-Avon, Brighton, Cardiff(Galler) tercih edilebilecek rotalar arasında. Bir kaç gününüz varsa Edinburgh’ya gitmeyi bile düşünebilirsiniz.

Lüks giyim markalarına ilginiz varsa bir gününüzü Biscester Village Outlet’e ayırabilirsiniz.  Amerika’daki outletlerdeki gibi bir ucuzluk beklemeyin ama Prada, Dior, YSL, Jimmy Choo gibi markaların önceki sezon ürünlerini %40-60 indirimli bulabilirsiniz. Otobüs (merkezi lokasyonlardan) ve tren (Marylebone Station) ulaşım alternatifleri.

Dikkat et diyeceğin bir şey var mı peki ?

sokak yönlendirmesi– Her köşe başındaki haritalı yol yönlendirmeleri, yolunuzu kolaylıkla bulmanızı sağlıyor. Yakındaki turistik yerlerin hangi yönde olduğunu da gösteriyor. Londra’da kaybolma ihtimaliniz yok gibi bir şey.

– Ayrıca otobüs duraklarında civardan kalkan tüm otobüslerin rotalarını güzelce belirten tablolar var, rahatlıkla yönünüzü bulabilirsiniz.

– Haftasonu, turistik yerler ve caddeler aşırı kalabalık olabiliyor. İmkanınız varsa, Oxford St. ve Piccadily Circus gibi yerlere hafta içi gidin.

– Müzikal ve tiyatroya gitmeye bir kaç gün önceden karar verirseniz Leicester Square civarında bilet satan dükkanlardan satın alabilirsiniz; hatta buralarda biletler genelde daha ucuz oluyor.

– Publarda, insanlar akşamüstünden itibaren sarhoş olup sizinle muhabbet etmeye can atabilirler. Normalde bu rahatsız edici görülse de bazen çok keyifli sohbetler olabiliyor.

Alara Ünüvar’ın katkılarıyla

Brighton / Oxford