BALTIMORE

3 kelimeyle Baltimore: Liman, AfroAmerikan kültürü, Caz

Baltimore’a niye gidilir?

220 yıllık bir market nasıl olurmuş görmek için, iç limanda bulunan Cheesecake Factory’de keyifli bir yemek için, kültürel harmanı görmek için, ulusal akvaryumu gezmek için, AfroAmerikan mirası görmek için…

Kaç günlük gezi idealdir?

Baltimore’a en fazla bir gün ayırmanız yeterli olacaktır.  Baltimore’un en ideal zamanı da Mayıs ve Haziran aylarıdır. Haziran sonu gibi hava ısınmaya başlar ve yaz sonuna kadar Baltimore aşırı sıcak olur.

Sen olsan nasıl gidersin ?

DSC_0595Baltimore’a arabayla geldiğim için diğer ulaşım araçları hakkında bilgim yok. Sizde Baltimore’a arabayla gelmeyi düşünürseniz otelinizin anlaşmalı olduğu bir otopark vardır; yoksa bile şehir genelinde sık sık konumlanmış olan bina görünümlü otoparklar size büyük kolaylık sağlayacaktır. Hatta bağımsız otoparkların tarifeleri daha bile uygun olabiliyor, 16.00–06.00 arasında kaldığınız takdirde $6 civarında tarife. Onun dışında günlüğü $10-$15 civarında. Tahmin edersiniz ki limana yaklaştıkça da fiyatlar artıyor.

Nereler var gezilecek ?

Tarihte New York’tan sonra ikinci en büyük göçmen limanına sahip olan Baltimore, nüfus açısından 20. sırada. Birleşik Devletlerde kurulan ilk devlet üniversitesi de bu şehirdedir: 1807 yılında kurulan Maryland Üniversitesi. Meşhur Johns Hopkins Üniversitesi’de burada. Evet, anlayacağınız gibi yoğun bir şehir. Daha çok iş şehri izlenimi veriyor sahili paralel kesen caddeden baktığınızda ama bu kadar turist de boşuna gelmiyor tabi ki. Daha çok yerli turiste rastladığım Baltimore’da gezilmesi gereken başlıca yerler: The Walters Art Museum, Maryland Science Center, American Visionary Art Museum, Civil War Museum, Railroad Museum, Lexington Market, şehirde belki de en yaygın şey olan caz kulüpleri, Oriole Park stadı. Müze, sanat, müzik ve spor başlıkları altında toplanabilecek etkinlikler bulmak mümkün. Tüm DSC_0602bunların hepsinden kısaca tatmak isterseniz de gideceğiniz yer ‘Inner Harbour’ yani İç Liman. Şehrin özeti niteliğindeki İç Liman’da her aradığınızı bulabilirsiniz: restoranlar, müzeler, ünlü akvaryumu, kitapçısı, sokak sanatçıları… Boston’dan başlayarak Washington DC’ye uzanan 5 günlük araba yolculuğumuzda(road trip) Baltimore’u ara durak olarak seçmiştik. Bu yüzden, Baltimore’u sokak sokak keşfedemesem de genel izlenimlerimi paylaşıyorum sizlerle. Son önerim de, Baltimore ve caz müziği üzerine olacak. Eubie Blake, Billie Holiday, John Kirby ve Don Ewell gibi sanatçıların memleketim dediği Baltimore’u gezerken bu kültür mirasının farkında olun.

 Ulaşım nasıl, gelişmiş mi, pahalı mı ?

Şehrin merkezini liman olarak düşünürseniz, bu bölgeye 5 dakika yürüme mesafesinde kalıyorsanız, çoğu yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yerel hayatı görme açısından daha keyifli. Siyah nüfusun çoğunlukta olduğu bir şehir: sokaklarında yürürken kendinizi bambaşka bir kültür içinde bulacaksınız.

İlginç bir gözlemimi de paylaşayım. Ben, Franklin St. üzerinde yer alan Mount Vernon otelinde kaldım. Buradan limana doğru giden birbirine paralel iki ana cadde vardır: Park Avenue ve N. Charles St. Sahile inerken Park Avenue’yu kullanmıştım ve kendime gece 9’dan geç dönmemeye söz vermiştim. Etraftaki manzara filmlerde orta halli siyahların yaşadığı mahalleleri andırıyordu. Dükkanlarının önüne sandalye atmış ve yürüyenleri kesen ihtiyar amcalar, sokak aralarında takılan gençler, kendine has giyimleri ve çok değişik saç kesimleri… Bu arada yürürken Al Green’den Love and Happiness şarkısını kulağınıza takarsanız şehrin kalbine daha kolay inersiniz.

Şehirde ayrıca hafif raylı sistem, metro ve deniz taksi de mevcut. Fakat büyük ihtimalle bunları kullanmaya ihtiyacınız olmayacak turistik yerleri gezerken.

 Ne yesem Alper ?

DSC03362Amerika genelinde bulabileceğiniz restoran zincirleri burada da mevcut. Eğer gitmediyseniz veya daha önce sadece cheesecake yemek için uğradıysanız, bu sefer bir de yemeğe uğrayın derim The Cheesecake Factory’e.  Hard Rock Café’ciyseniz orası ayrı. Aquarium’un hemen doğusunda yer alan Hard Rock Café binasının üstündeki amblemi gözden kaçırmanız mümkün değil. Kalabalıksanız paylaşmak için nachos söylemenizi öneririm yemek öncesi. Ana yemek olarak tabiki de hamburgeri tek geçerim Hard Rock’ta, hele bir de Amerika’daki bir Hard Rock Café’deyseniz. Merak edenler için küçük bir bilgi: iki Amerikalı tarafından ilk defa Londra’daki şu anki şubesinde 1971 yılında açılmıştır. Şu an yaklaşık 53 ülkede 139 şubesi var.

 Konaklamayı nerede yapsak ?

Baltimore’da limanda ve 5-10 dakikalık yürüme mesafesinde birçok otel var uygun fiyatlara. Yürümem derseniz hemen limana yakın (downtown bölgesi) konumlanmış Sheraton, Marriott, Holiday Inn, Royal Sonesta gibi otelleri tercih edebilirsiniz. Yoksa benim de kaldığım gibi midtown otellerine bakın: nezih ve temiz muhitlerde bu oteller. Tecrübeye dayalı bir otel tavsiyesi isterseniz kaldığım Mount Vernon’u veya başka bir şehirde kaldığım Royal Sonesta otellerini tavsiye edebilirim.

Özellikle alınacak bir şey var mı peki ? 

Küçük hediyelikler dışında şehre özel alınacak bir şey yok. Eğer alışveriş yapmak isterseniz hemen Liman bölgesinin girişinde The Gallery adlı alışveriş merkezi var. Çok büyük olmasa da indirim zamanı uygun fiyatlara ürünler bulabileceğiniz ve ayrıca yazın sıcaktan kaçabileceğiniz bir adres. Girmişken en üst katında yer alan liman manzaralı kafede bir şeyler yudumlayabilirsiniz vaktiniz varsa. Baltimore’a özgü bir şeyler ararsanız, Mount Vernon(midtown) tarafında antikacıları bulabilirsiniz. Eğer özgün bir kaç dükkan bulmak isterseniz de Fells Point veya Hampden’a gitmenizi öneririm. Tabi New York’taki özgünlüğü veya seçenekleri beklememek lazım.

Tüm bunlar iyi güzel de fiyatlar nasıl ?

Liman bölgesine bakıldığında fiyatlar (restoranlar, alışveriş, ulaşım) Amerika ortalamasında seyrediyor. Mount Vernon, Fells Point veya Hampden gibi bölgelerine giderseniz fiyatlar daha uygundur.

Vaktim var, etrafta daha nereleri görebilirim ?

Vaktiniz varsa Baltimore’a 50 dakika mesafede yer alan Maryland eyaletinin başkenti Annapolis var. Başkent olduğuna bakmayın. Küçük bir sahil kasabası görüntüsünde. İnsanı kucaklayan bir mimarisiyle kesinlikle seveceğiniz bir yer. Çöldeki vaha bence. Buraya gelene kadar yazlık kasaba havasında, büyükçe bir yat limanına sahip bu şehirle karşılaşacağımı düşünmezdim. Baltimore yettiyse ve vaktinizde varsa, ben kesinlikle Annapolis derim. İsme dikkat, Mineapolis veya Indianapolis ile karıştırmayın sakın. Tavsiyem daha fazla bilgi için vakit kaybetmeden Annapolis’i de okuyun.

Dikkat et diyeceğin bir şey var mı peki ?

Baltimore Amerika’da cinayet oranın en yüksek olduğu ve lise mezuniyet oranın en düşük olduğu şehir. Bunları korkun diye söylemiyorum. Sadece akşam otelinize 10’dan önce dönün veya fazla ara sokaklara girip heyecan aramayın diye küçük bir uyarı. Güvenlik kaygısı dışında başka bir şey yok. Unutmadan, özellikle liman etrafında bulunan gönüllü rehberlerden sıkıştığınız durumlarda yardım alabilirsiniz. Gayet yardımcılar, yereller ve ücretsiz  yardımcı oluyorlar.

Son bir kaç tüyo:

Deniz yaşamına ilgiliyseniz akvaryumunu öneririm. Biliyorum, her şehirde artık bir hayvanat bahçesi veya akvaryum var dediğinizi duyar gibiyim. Fakat Baltimore akvaryumu bildiğiniz akvaryumlardan değil. Hem yazın kavurucu sıcağını atlatmak için de iyi bir çözüm olur. Temmuz-Ağustos gibi gittiyseniz öğle saatlerinde dışarıda gezinmek zor olacaktır sizin için. O yüzden akvaryum güzel bir alternatif, benden söylemesi.